Cumartesi , Aralık 3 2016
Başlangıç / Sorular / Peygamber efendimizin mağara hikayesi

Peygamber efendimizin mağara hikayesi

Sponsorlu Bağlantılar

Peygamber efendimizin mağara hikayesi

Soru

Arkadaşlar, Peygamber efendimizin mağara hikayesini kısaca anlatır mısınız. Lütfen bilenler hemen cevaplayabilir mi?

Cevap

Peygamber Aleyhisselamın Sevr Mağarası Hikayesi

Sevr dağı Mekke’nin güney batısına düşen ve 3 mil uzaklıkta olan bir dağdır. Hicret için evinden ayrılan peygamberimiz Hz. Ebu bekir ile birlikte Medine’nin ters istikametinde olan bu dağa yöneldiler. Böyle yapmalarının amacı izlerini kaybettirmekti. Sevr dağının zirvesinde olan bir mağaraya girdiler. Hz. Ebu bekir önce içeri girerek var olan delikleri kapattı içeriyi peygamber aleyhisselama hazırladı. Bir kaç gün sürecek olan bu mağaradaki günler yepyeni bir zaferin müjdecisi gibiydi.

Hz. Ebû Bekir ‘i Yılanın Sokması

Cuma gecesi Sevr Mağarasına vardılar.

Mağara oldukça ıssızdı. Önce Hz. Ebû Bekir içeri girdi. Yeri temizleyip düzeltti. Mağaradaki delikleri, izarını yırtarak tıkadı. İzan yetmeyince, geriye kalan bir deliğe de ayağını dayadı. Sonra Fahri Âlem Efendimizi içeriye davet etti.

Resûli Ekrem içeri girdi ve mübarek başını Sıddıkı Ekber’in dizine dayayarak uyudu.

Az sonra, Hz. Ebû Bekir, deliğe dayadığı ayağında müthiş bir acı hissetti. Yılan ısırması olduğunu anladı. Fakat, delikten ayağını çekmedi. Hattâ, Kâinatın Efendisi uykudan uyanabilir diye yerinden bile kımıldanmadı! Canı öylesine acıdı ki, gözlerinden ister istemez yaş aktı. Akan gözyaşlarının birkaç damlası mübarek yüzlerine damlayınca Resûli Kibriya Efendimiz uyandı ve, “Ne var yâ Ebû Bekir?..” diye sordu.

Sadâkat timsâli Hz. Ebû Bekir, “Yâ ResûlallahL Ayağımı bir şey soktu. Ama mühim değil! Anam babam sana feda olsun!” diye cevap verdi.

Resûli Kibriya, yılanın soktuğu yeri mübarek tükrüğüyle meshetti. Allah’ın lûtfuyla acı derhâl kayboldu ve Sıddıkı Ekber şifa buldu.

Örümceğin Ağ Germesi, Güvercinlerin Yuva Kurması

İbni Sa’d, Tabakat, c. 1, s. 228; Belâzurî, Ensab, c. 1, s. 260; İbni Seyyid, Uyûnû’lEser, c. 1,s. 182.

O anda Allah’ın emriyle bir örümcek gelip mağaranın ağzına ağını gerdi, bir çift güvercin ise gelip yuva kurdu.391 Bu hayvanlar, Resûli Kibriya ve Hz. Ebû Bekir’i bütün Kureyş’e karşı korumak için nöbettarlık etmeye başlıyorlardı!

Mekke ‘nin Köşe Bucak Aranması

Resûli Kibriya Efendimizi Hânei Saadetinde bulamayan müşrikler, fazlasıyla sıkılıp üzüldüler. Derhâl Mekke’nin her tarafını didik didik aramaya koyuldular. Hz. Ebû Bekir’in evine vardılar. Onu da bulamayınca büsbütün öfkelendiler.

Mekke’de Resûli Kibriya Efendimizi bulamayınca, bu sefer tellal çağırttılar: “Muhammed’i veya Ebû Bekir’i bulup getirene veya öldürene 100 deve veririz!”

İçlerinde ne kadar hırsız, cânî ve gözü dönmüş var ise, bu ilânı duyunca, kimi eline kılıç, kimi de sopalar alarak Mekke’nin dışına çıktılar ve etrafta koşuşturmaya başladılar.

Arayıcılar, yanlarına Müdlic Oğullarından iki iz takib edici de almışlardı. Resûli Ekrem Efendimizle Hz. Ebû Bekir’in izlerini buldular. Takib ede ede gelip Sevr Dağının eteklerine dayandılar.

İzcilerden biri, “Vallahi,” dedi, “onlar, şu mağaradan ileri geçmemişlerdir! İz burada kesiliyor!”

İçlerinden bir kısmı, Ümeyye b. Halefle beraber mağaranın ağzına kadar geldiler.

Hz. Ebû Bekir ‘in Hüznü

Bu sırada Sevgili Peygamberimiz ile Hz. Ebû Bekir onları görüyor, fakat müşrikler onları göremiyorlardı.

Hz. Ebû Bekir, fazlasıyla telâşa kapıldı ve üzüldü. “Yâ Resûlallah!..” dedi, “Beni öldürseler de gam çekmem! Ben, nihayet bir ferdim. Amma, Allah göstermesin, sana bir zarar ve ziyan eriştirecek olurlarsa, bu, bütün ümmetin helakine sebep olur!”

Resûli Kibriya, kemâli emniyet içinde,”Üzülme, Allah bizimle beraberdir.” buyurarak ona teselli verdi.

Hz. Ebû Bekir, yine, “Yâ Resûlallah!..” dedi, “Onlardan birisi eğilip de ayaklarının dibinden bir bakıverse, bizi görür!”

Fahri Âlem Efendimiz, yine emin ve mütevekkil bir şekilde, “Yâ Ebû Bekir!.. İki kişinin üçüncüsü Allah olursa, sen akıbetin ne olacağını zannediyorsun? Yakalanacağımızı mı sanırsın?”392 buyurdu. Sonra da Hz. Ebû Bekir’in iç ferahlığa kavuşması için Cenâbı Hakk’a dua etti.393

Yüce Allah, Kur’ânı Kerîminde bu hâdiseye şu âyetiyle işaret eder:

“Eğer siz ona (Resulüme) yardım etmezseniz, (hatırlayın ki) kâfirler onu (Mekke’den) çıkardıkları zaman bizzat Allah ona yardım etmişti. Yine de O, nusretini esirgemez. O öyle bir zamandı ki, Resûlullah (ancak) ikinin ikincisinden ibaretti (bir tek yanında Ebû Bekir vardı). O zaman onlar, (Sevr Dağının tepesindeki) mağaradaydılar. Peygamber, o vakit arkadaşına, ‘Mahzun olma! Allah, hiç şüphe yok, bizimle beraberdir.’ diyordu. Allah o (arkadaşının) üzerine (kalbine) sekînetini (kuvvei mânevîyesini) indirmiş, onu (habibini) görmediğiniz (manevî) ordularla te’yid etmiş, kâfirlerin kelimesini (küfürlerini) alçaltmıştı. Allah’ın kelimesi (tevhid kelimesi) ise, çok yücedir. Allah, mutlak gâlibtir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.”394

Örümcek ve Güvercinlerin Nöbettarlığı

Sevr Mağarasına oldukça yaklaşan müşrikler, “Şu mağarayı da arayalım.” dediler.

Konuşulanları Fahri Kâinat Efendimizle Sıddıkı Ekber duyuyorlardı.İçlerinden biri mağaranın ağzına geldi; fakat, içeri girip bakma lüzumu hissetmeden geri döndü.

“Neden girip içeri bakmadın? ” diye sordular.

“Mağaranın ağzında iki yabanî güvercinin yuva kurduğunu gördüm. Orada olduklarına asla ihtimal vermem!” diye cevap verdi.

Azılı müşrik Ümeyye b. Halef ise, arkadaşlarına hiddetli hiddetli şöyle seslendi:

“Hâlâ mağaranın orada ne dolaşıp duruyorsunuz? Orada örümceğin ağ bağladığını görmüyor musunuz? Vallahi ben, bu ağın Muhammed doğmadan önce gerilmiş olduğu kanaatindeyim!”395

Bunun üzerine mağaranın yanından uzaklaştılar.

Böylece Cenâbı Hakk, nöbetçi tâyin ettiği bir örümcek ve iki yabanî güvercinle, Sevgili Resulünü bütün Kureyş’e karşı korumuş oluyordu!

Mağarada Geçen Günler

Perşembe günü geceleyin Sevr Mağarasına, Hz. Ebû Bekir’le birlikte giren Sevgili Peygamberimiz, Cuma, Cumartesi ve Pazar gecelerini orada geçirdi. Üç gün üç gece mağarada gizlenmeleri, tedbir içindi. Müşrikler bu zaman zarfında, onların Mekke civarından uzaklaşmış olduklarına kanaat getirecek ve bir derece takiblerini gevşetmiş olacaklardı. Nitekim de öyle oldu.

Mağarada gizlendikleri zaman zarfında, Hz. Ebû Bekir’in oğlu Abdullah, aldığı talimat üzere gündüzleri Kureyşliler arasında dolaşıyor, ne konuştuklarını, neler düşündüklerini öğrendikten sonra, geceleri gelip Resûli Ekrem’e haber veriyordu. Geceyi oraya geçiriyor ve aydınlık tamamıyla etrafı sarmadan Mekke’ye geri dönüyordu.

Diğer taraftan, Hz. Ebû Bekir’in kölesi Âmir b. Fuheyre de, o civarda koyunlarını güdüyor, hem Abdullah’ın izlerini yok ediyor, hem de onlara süt götürüyordu.

Böylece, üç gün üç gece hayat da geride kalmış oluyordu. Kureyşlilerin Resûli Ekrem ve Hz. Ebû Bekir hakkındaki arama taramaları da bir derece gevşemişti. Hz. Abdullah’ın Mekke’den getirdiği haber bu meyandaydı!

Bu arada, daha evvel kararlaştırıldığı üzere kılavuz olarak tutulan Abdullah b. Üreykit de, kendisine teslim edilen iki deveyle birlikte kendi devesi de yanında bulunduğu hâlde Pazartesi günü seher vakti Sevir Dağının eteğinde göründü.

Hz. Esma ‘nın Yol Azığı Getirmesi!

Peygamber Efendimiz ve beraberindekilere yol azığı olarak bir koyun kesilmiş, eti pişirilmişti. Hz. Ebû Bekir’in kızı Esma (r.a.), bunu bir dağarcığa koyup bir tulum suyla birlikte mağaraya getirdi.

Hz. Esma, dağarcık ve tulumun ağzını bağlamak için bağ getirmeyi unutmuştu. Mağaradan hareket edileceği sırada civarda bağlayacak bir şey bulamayınca belindeki kuşağı yırtıp iki parçaya ayırdı. Bir parçasıyla yemek dağarcığının, diğer parçasıyla su tulumunun ağzını bağladı. Bunun üzerine Resûli Ekrem, “Esmâ’ya Cennet’te iki kuşak var!” buyurdu.

Bu sebeple, Hz. Esmâ’ya “Zatû’nNıtakayn [İki Kuşak Sahibi]” denilmiştir.396

SEVR MAĞARASINDAN AYRILIŞ!

Rebiülevvel ayının dördüncü Pazartesi günü idi. Mağaradan hareket saati gelmişti.

Hz. Ebû Bekir, iki devesinden en üstün olanını Resûli Kibriya Efendimize takdim ederek, “Anam babam sana feda olsun yâ Resûlallah, buyur bin!” dedi.

Resûli Ekrem, “Ben, benim olmayan deveye binmem!” diye karşılık verdi.

Hz. Ebû Bekir tekrar, “O senindir! Babam anam sana feda olsun, buyur bin!” dedi.

Resûli Ekrem, yine, “Binmem.” dedi, “Satın aldığın bedeli bana söylemedikçe binmem!”

Mecbur kalan Hz. Ebû Bekir, devenin fiyatını söyledi ve Peygamberimiz de onu kabul etti.

Resûli Ekrem ve Hz. Ebû Bekir develerine bindiler. Hz. Ebû Bekir, yolda kendilerine hizmet etsin diye terkisine âzadlı siyah kölesi Amir b. Füheyre’yi de aldı.

Yol göstermekte oldukça mahir olan Abdullah b. Üreykit önlerine düştü. Sevr Mağarasından ayrıldılar.

Sponsorlu Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan Evlenemiyorum ama evlenmek istiyorum başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

İlgini Çekebilir

Teşrik tekbiri kazası

Sponsorlu Bağlantılar Teşrik tekbiri kazası Soru Selamun aleykum hocam. Teşrik tekbirleri unutulunca getirilmesi gereken günler …

Namazda tekbir almak

Sponsorlu Bağlantılar Namazda tekbir almak Soru Vitirde sureyi unutup Allaha ekber deyip ara tekbiri verip …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.