Pazar , Aralık 11 2016
Başlangıç / Sorular / Kuranı kerimin bilimsel ayetleri

Kuranı kerimin bilimsel ayetleri

Sponsorlu Bağlantılar

Kuranı kerimin bilimsel ayetleri

Soru

Merhaba, sizi bir süredir takip ediyorum ve doğru cevap verebileceğinizi düşünüyorum. Çünkü bazen Kuran’ı acaba bir insan mı yazdı diye şüpheleniyorum bazı ayetleri okurken. 2 sorum var bununla ilgili…

1- Bakara 28 deki 2 kere ölüp diriliyoruz yoksa 1 kere mi? bazı ayetlerde bir kere bazılarında 2 kere diyor. mesela mümin 11’de 2 kere öldürüp diriltmekten bahsediliyor ama duhan 35’de ilk ölümden başkası yoktur deniyor çelişkili değil mi?

2- Daha da önemlisi bakara 29’da yeryüzünde olanların hepsini yaratıp sonra göğe yönelip 7 gök şeklinde düzenledi diyor. Sanki bu ayetten Kuran’ı yazanın dünyayı devasa evrendeki bir minnacık nokta gezegencik olarak değil de; evreni dümdüz bir zemin (yer) ve üzerinde kurulu gökler olarak algıladığından şüpheleniyor ve Allah’tan gelip gelmediği konusunda şüpheye düşüyorum. Yani burdan atmosfer tabakalarını çıkarırdım önceden ama başka ayetlerde (dünya göğünü!!) yıldızlarla süsledk gibi bir şey dediğinden atmosfer tabakası olmadığını anlıyoruz. (saffat 6 – mülk 5 – fussilet 12) yani burda yakın gök diye çeviriyorlar ama ayette dünya göğü olarak geçiyor. Koskoca evrendeki bilmem kaç ışık yıldızı uzaklıktaki yıldızlar da o zaman tasvir edilen dümdüz evren zemini (dünya veya yer) üzerindeymiş gibi algılanmış sanki… çünkü bir başka ayette de gökler ve yer bitişikti biz ayırdık diyor…bu big bange yoruluyor ama bitişik diyor burda yani sanki gök yere dikilmiş gibi dümdüz bitişik ve üzerindeydi de sonra kaldırıp düzenlendi gibi… nasıl anlayacağız bu ayetleri? Lütfen yardımcı olun kafayı yiyeceğim inancım sarsıldı.

Cevap

Merhabalar kardeşim. Sorularınızı kısaca cevaplamaya çalışalım ama size mutlaka mealden değilde sağlam kaynaklı olan tefsir kitaplarından bu ayetleri araştırmanızı tavsiye ediyorum. Kesinlikle mealler kuranın açıklaması olamaz. Sadece yüzeysel olarak bir işaret olabilirler. En çok hatayı biz bu noktada yapıyoruz maalesef. Meal okuyarak kuran hakkında çoğu kere bilgi edineceğimize maalesef yanlış bilgilere yönelebiliyoruz.

Birinci soruda sormuş olduğun ayetlerin meali şöyledir:

– Duhan 35: Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz.”

Bu ayet müşrikler, ölecekleri bir ölümden başka bir ölümün olmadığını iddia etmeleridir.

– Mümin 11: Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?”

Bu âyetten çıkan duruma göre insan dört safhadan geçer: 1. Ölü (yani yokluk) hali. 2. Hayata mazhar olup dünyaya gelmesi. 3. Ölüm. 4. Ölümden sonra diriliş. Kâfirler ilk üç safhayı mecburen kabul ederken, peygambere inanmadıklarından sadece son safhayı inkâr ediyorlardı.

Âyet-i kerimede, cehenneme girmeye davet edilen kâfirlerin, suçlarını itiraf edecekleri, cehennem azabından kurtulmak için Allah’tan, çıkar bir yol is­tedikleri ve bunların, iki kere öldürülüp iki kere diriltildiklerini söyledikleri zik­redilmektedir.

Burada ifade edilen “iki kere öldürülme” ve “iki kere diriltilme”den ne­yin kasdedildiği hakkında şu görüşler de zikredilmektedir.

Abdullah b. Mes’ud, Abdullah b. Abbas, Katade, Dehhak ve Ebu Mâlik’ten nakledilen bir görüşe göre “iki kere öldürülmek”ten maksat, insanla­rın, atalarının sulbünde iken ölü olmaları bir de dünyada yaşadıktan sonra ölme­leridir. “İki kere diri” olmalarından maksat ise, insanların meniden hayat bulma­ları ve öldürüldükten sonra âhirette diriltilmeleridir. Dehhak, îbn-i Abbas ve ibn-i Mes’ud bu hususu izah ederlerken şu âyetin de bunu beyan ettiğini söyle­mişlerdir.

– Bakara 28: Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O’na döndürüleceksiniz.

Burada ilk dirilmeden sonra olacak olan ölüm ve daha sonra ahiret için tekrar Allah’ın diriltmesinden bahsedilir.

Bakara suresinin “Allah sizi ölü iken diriltti. Sonra öldürecek, sonra diriltecek, nihayet Ona döndürüleceksiniz.” mealindeki 28. âyetini, Beydavi ve diğer tefsirler şöyle açıklıyor:

Çocuğun ana rahminde can verilmesinden önceki hali için ölü, can verilmesine de diriltme denmiştir. Yani insan, bir defa ana rahminde, bir de kabirden sonra diriltiliyor. İki ölü hali vardır; biri ana rahmindeki canlılıktan önceki durumu, bir de kabirdeki hali. Yani hepsi iki ölüm, iki diriltmedir.

İkinci sorunuzun cevabı da şöyle verilebilir:

Bakara 29: O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Bakara suresinde bildirildiği gibi, önce yer küre, sonra gökler yaratıldı. Naziat suresinde de bildirildiği gibi otların, suların, dağların düzenlenmesi, yani yerleşime müsait hale getirilmesi ise göklerden sonra oldu. Naziat suresinde yaratmadan bahsedilmez, yaratılanın döşenmesinden bahsedilir. (bk. Razî, Ebüssüûd, Medârik, ilgili ayetlerin tesfirleri)

Kur’an’da 7 âyette kainatın 6 günde yaratıldığı bildiriliyor. Fussilet Suresinde ise detaylı olarak altı gün açıklanıyor. Bunun ikisi yer küre, ikisi içindekiler olmak üzere kısaca yer küre için 4 günden toplam bahsedilir. Yani ikisi yerin yaratılması, ikisi de içindekiler için. Geri kalan iki günde de gökler yaratılır. Hepsi altı gün eder.

Müfessir Kurtubi bu âyet-i kerimeyi şöyle açıklıyor:

Basra’dan Bağdat’a 10 günde, Küfe’ye de 15 günde gittim, denince, Bağdat’la Kufe arasının 15 gün olduğu anlaşılmaz. Aksine 15 -10 = 5 gün olduğu anlaşılır. Basra-Bağdat arası 10 gün, Bağdat-Kufe arası 15 gün denirse, toplam 25 olur ki yanlış olur. Çünkü Basra ile Bağdat arası 10 gün, Bağdat ile Kufe arası ise 5 gündür. (bk. el-Câmiu li Ahkâm-il-Kur’ân, ilgili ayetin tefsiri)

Âyet-i kerimede de durum aynen böyledir. 2 günde yeri, iki günde gıdaları ki toplam dört gün eder, âyette de bu dört gün bildiriliyor. İki günde de gökler yaratılıyor.

Benzer bir açıklamayı Müfessir Beydavi de yapar: Buradaki dört gün, önceki iki günle beraber dört gündür. Bu, şöyle demene benzer: “Basra’dan Bağdad’a on gün yürüdüm. Kûfe’ye de onbeş gün yürüdüm.” Bu merhale anlatılırken “iki günde” demek yerine, “dört günde” denilmesi önceki iki günle bitişik olduğunu hissettirmek içindir. (Envaru’t-tenzil, ilgili ayetlerin tefsiri)

Bu kısa açıklamadan sonra konunun detayına geçebiliriz:

Kur’an-ı Kerim’de değişik ayetlerin ifadeleri, gök ile yerin yaratılış sırasının farklı anlaşılmasına müsait bir şekildedir. Bu sebeple eskiden beri müfessirler bu konuyu özellikle Bakara suresinin 29. ayetinin tefsiri çerçevesinde incelemeye tabi tutmuşlar.

Taberî (Taberî Tefsiri, I/192-195.), kendi görüşünü belirtmeksizin farklı görüşler yansıtan düşüncelere yer verirken; Kurtubî, değişik görüşleri belirtmekle beraber, “Katade’nin dediği gibi, Allah önce göğü duhan (gazlar) halinde; arkasından yeri yarattı. Daha sonra göğü düzenleyip, ardından da yeri düzene soktu.” (Kurtubî Tefsiri, I/256) demek suretiyle kendi görüşünü de ortaya koymuştur. Dikkat edilirse, bu açıklamada, bir yönüyle yerin, bir yönüyle de göğün daha önce yaratıldığına işaret edilmiştir.

Bediüzzaman Said Nursi de, adı geçen Bakara sûresinin 29. âyetinin tefsirinde aynı konuyu ele almıştır. Ona göre:

“O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra semâya yöneldi. Onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi. O, her şeyi hakkıyla bilendir.”

mealindeki Bakara sûresinin 29. âyeti, yerin önce yaratıldığını; “Ondan sonra da yeri döşedi.” mealindeki Naziat sûresinin 30. âyeti, göğün önce yaratıldığını;

“İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden koparıp ayırdığımızı ve her canlıyı sudan yarattığımızı görüp düşünmüyorlar mı? Yine de inanmazlar mı?”

mealindeki Enbiya sûresinin 30. âyeti ise, gök ile yerin birlikte yaratıldığını göstermektedir.

Konuyu müspet ilim doğrultusunda değerlendiren Bediüzzaman’ın görüşü -özetle- şöyledir:

Müspet ilmin yer ve göğün yaratılışı konusunda kabul ettiği nazariye şu merkezdedir: Görmekte olduğumuz ve manzume-i şemsiye/güneş sistemi olarak tabir edilen güneş ve güneşe bağlı yıldızlar cemaati, basit bir cevher imiş; sonra bir nevi buhara dönüşmüş; sonra o buhardan, mayi-i narî (sıvı-ateş) hâsıl olmuş; sonra o mayi-i narî, soğuyarak katılaşmıştır. Sonra şiddetli hareketiyle bazı büyük parçaları fırlatmış; sonra o parçalar yoğunlaşarak, gezegenler olmuşlar. Üzerinde yaşadığımız yerküresi de onlardan biridir.

Bu açıklamalar ışığında Kur’an ayetlerini açıklayan tefsircilerin yorumları ile müspet ilim adamlarının yorumları arasında mutabakat hâsıl olabilir. Şöyle ki: “Yer ile göğün ikisi de birbirine bitişikti, sonra onları ayırdık.” mânasına gelen âyetin ifadesinden anlaşıldığına göre, yerkürenin de içinde bulunduğu güneş sistemi, İlâhî kudret tarafından esir maddesinden yoğrulmuş bir hamur şeklinde imiş. Esir maddesi, diğer varlıklara göre daha akıcı ve su gibi bütün varlıkların aralarına nüfuz eden bir maddedir.

Sponsorlu Bağlantılar

Bir önceki yazımız olan Evlenemiyorum ama evlenmek istiyorum başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

İlgini Çekebilir

Mumsema nedir

Sponsorlu Bağlantılar Mumsema nedir Soru Arkadaşlar merhabalar. Mumsema nedir? Lütfen sizden ricam bu soruma doğru …

Bedir uhud nedir

Sponsorlu Bağlantılar Bedir ve uhud nedir ne anlamlara gelir kısaca yazınız. Bedir ve Uhut, peygamber …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.